Kullanıcı Adı:

Beni Hatırla

Şifre:

Şifremi Unuttum

Ana Sayfa | Tasavvuf Akademisyenleri | Tasavvufî Yayınlar | Tasavvuf Dergisi | Konuk Defteri | Fotoğraflar | İletişim | Haberler

Kelâbâzî (380/990) ve Tasavvuf Anlayışı
Yazar : Vahit Göktaş
Türü : Doktora Tezi
Baskı Yeri/Yılı : Ankara / 2007
Danışman : Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu
Üniversite Enstitü : Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Sayfa : 409
Görüntülenme : 7453
İndirilme Sayısı : 1427
  Bu eserin tam metnini indirmek için tıklayın

Özet

Toplumları ayakta tutan yapıtaşlarından biri de kültürdür.Bir milletin geleceğinden emin olabilmesi, ilmî ve fikrî yönden gelişmesi, geçmişteki kültür mirasını çok iyi bilmesine ve benimsemesine bağlıdır. Bu kültür mirasının temel taşları da yetiştirdiği şahsiyetlerdir. Dolayısıyla kültürlerin önemli yapıtaşlarından biri olan mutasavvıfların hayatını ve düşüncelerini insanlığa sunmak, bir bakıma toplumu şekillendiren unsurların da temeline inmektir.
Kültürümüzde önemli yer teşkil eden İslam tasavvufunun gerçek yönünü sistemin önemli isimlerinin düşünce ve yaşantılarını ele almadan ortaya koyabilmek mümkün gözükmemektedir.Biz de bu çalışmamızda, hicri IV. asırda yaşamış, kültürümüzün önemli isimlerinden biri olan Kelâbâzî (ö. 380/990)’yi ele aldık. Tasavvuf tarihi açısından hicri IV.asır tasavvufun doğuş devri olarak bilinmektedir. İslam düşüncesinin her alanında velûd mütefekkirlerin yetiştiği ve kapsamlı eserlerin verilmeye başlandığı hicri IV. yüzyıl, zühd döneminin sona erip tasavvufa dönüşümün tamamlandığı zaman dilimi olarak anılmaktadır. Bu asır, fikir ve eylemleriyle sonraki çağların tasavvuf anlayışının seyrini belirleyen pek çok sûfi ve ekole tanıklık etmiştir. Müellifimiz, Hucvirî (ö. 470/1077), Kuşeyrî (ö. 465/1072) Gazâlî (ö.505/1111) ve İbnü’l-Arabî (ö.638/1241) gibi tasavvufun önemli isimlerine de öncülük etmiştir.
Giriş iki bölüm ve sonuçtan müteşekkil olan bu çalışmada, Kelâbâzî’nin bahis konusu yönleri ele alınmış, başta kendi eserleri olmak üzere ulaşılabilen bütün malzemeden istifade edilmek suretiyle, kendisi ve tasavvuf anlayışı hakkında bilgi verilmeye gayret edilmiştir.
Girişte kaynaklar hakkında kısa bir değerlendirme yapıldıktan sonra, hicrî IV. yüzyılda İslam dünyasının, özelde Buhârâ bölgesinin dînî, siyasî ve ilmî yapısını yansıtan bir tablo ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Birinci bölümde Kelâbâzî’nin hayatı, fikrî kaynakları ve eserleri konu edilmiştir. Hayatı hakkındaki malzemenin yetersizliği sebebiyle burada somut bilgilerden ziyade kurgulama yöntemiyle sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Düşünce kaynakları ile ilgili zikredilen kişi ve ekoller hususunda da aynı metod uygulanmıştır.
İkinci bölüm, Kelâbâzî’nin genel tasavvuf anlayışına tahsis edilmiştir. Bu Bölüm’de eserlerinden ve hayat tarzından hareketle çeşitli tasavvufî kavramlara yaklaşımını ve bu kavramlara yüklediği anlamları ele alıp günümüz insanının anlam arayışına nasıl bir katkı sağlayabileceğini ortaya koymaya çalıştık. Onun, ilgili meselelere dair kanaatleri ortaya konulurken, yaşadığı dönemin ve sonrasının önde gelen bazı mutasavvıflarının söz konusu kavramlar hakkındaki fikirleri ile karşılaştırmalar yapılmaya gayret edilmiştir.
Kelâbâzî’nin Ta’arruf adlı eseriyle ilgili olarak, 1980 yılında Beyrut’ta basılmış olan tahkikli nüsha dikkate alınmış, Süleyman Uludağ Bey’in tercümesinden de istifade cihetine gidilmiştir. Bahru’l-fevâid isimli eseriyle ilgili olarak ise öncelikle Muhammed Hasan İsmail ve Ahmed Ferid el-Mezîdî tarafından eserin Mısır nüshasından Bahru’l-fevâid el-meşhûr bi-maâni’l-ahbâr adıyla Beyrut’ta 1999 yılında basılan ve eserin neredeyse yarısının tahkiki olan nüsha dikkate alınmakla birlikte yazma olarak Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih Bölümü, 697 numarada kayıtlı 288 varak olan yazma başvuru kaynağı olarak dikkate alınmıştır.

 

Anahtar Kelimeler

Kelabazi, Taarruf, Maani'l-ahbar, Bahrul fevaid, Tasavvuf
 

Abstract

Kalabazi (d.380/990) is among the leading names of early period Sufism, who lives in Bukhara in IVth hijri century. He is one of the author Sufis who systemized Sufism, and handled the Sufi concepts systematically as the first time. His work titled Ta’arruf is among the pioneering classics of the history of Sufism. His is also we reputed for being one of the authors who interpreted the sayings of the Prophet (hadeeth) in a sufi way. Bahr-al Fawaid is his sufi commentary book where he commented on 223 hadeeth. The commentaries he brought to the hadeeth still keep their vitality.
 

Keywords

Kalabadhi, Bukhara, Sufism, Ta'arruf, Bahr al Fawaid
 

Gelişmiş Arama

Hızlı Erişim

Sayaç

Dost Site

Kullanılabilir renk seçenekleri
AYDINLI WEB TASARIM --> İrtibat için: aaydinli@gmail.com

Site Yöneticisi: Halil İbrahim Şimşek

bilgi@tasavvufakademi.com